Feb 7, 2010

iş ilanları

arkitera'da ilanlar çıkmaya başladıkça iş aramasam da bi sevinç kaplıyor içimi. hiç birine başvurmak zorunda olmamanın da huzuru mükemmel, bi ofiste çalışıcak olma fikri ise gün geçtikçe daha uzak.

aralarından birine kuzenimin tanıdıkı olduğu için bi kere görüşmeye gitmişliğim var. krizin en yoğun hissedildiği zamanlardan biriydi. projeleri dubaik. "kriz nedeniyle 3 kişiyi işten çıkardık ama yeni gelenlere açığız." diyordu adam. türkçe meali, "kriz yüzünden adam çıkardık, ucuza yenilerini alıyoruz." oluyor. hani safsanız ve kötülük konusunda desteğe ihtiyacınız varsa. yani birini işten çıkarırken varolan kriz, yeni birini almaya engel olmuyor. bunun akabinde de ona vereceğin parayı düşünürken yine kriz var. bu ofiste herkese 3 ay deneme süresiymiş. bu sırada önerdiği para komik. ama 3 ayı açarsan önerdiği hala komik. hatta denenmiş ve tecrübelenmiş olduğunu düşünürsen daha da komik. o an 'bırak yeaaa' demek zor, tabii ki bunları yüzüne demek daha zor. bir daha aramıyorsun o anlıyor diye düşünüyorsun, iş aramadan bunu yaşadığını göz önünde bulundurup aramaya da inanmıyorsun.

en büyüğünden en küçüğüne, en dışardan büyük sandığın ama küçük olan ofisten en dışardan küçük sandığın ama büyük olan ofise kadar hepsinde çoğunda bir şuursuzluk söz konusu. "bu adam benim bu boktan projelerimde niye çalışsın?" diye sormuyor. projeleri ya da onu yürütüş şeklinin boktan değilse de "bu adam benim kaprisimi neden çeksin?" ya da "bu adam benim verdiğim 3 kuruş parayla nasıl tatmin olsun?". tecrübe ettiğim "benimle çalışmak onurdur, çok şey öğretiyorum." fikriyatı aslında tam tersi de düşünülmesi gerekiyor. zaten çok şey öğretmek herkesin yapabildiği bir şey değil. bir ofiste ne öğreniyorsan kendi kendine öğreniyorsun, özellikle patron sıfatındaki insanın sana bir şey öğretmeye takati ve vakti ve şevki de olmadığınu göz önüne alırsak küçük ofislerde ise sana bir şey öğretecek kapasitede de kimse yok. her yaptığını kendi kültür, beceri ve zekanla yaptığın bir ortamda aslolanın aslında ofisin değil senin kapasiten olduğunu anlayanı herhalde daha pek çıkmadı.

çevremde "ne olursa olsun çalırım." diyen bir mimar ya da adayı görmememe rağmen (ya da benim arkadaş seçmedeki faşistliğim) nedense ofislerde o sundukları işe muhtaç olunduğuna dair bir his var. bu kadar insanın sürekli bu kadar çok iş değiştirmesinin ardında aranan pis düşünce, aslında senelerden beri varolan şirketlerin işini büyütmediği halde sürekli çalışan aramasının altında aranmalı. işini büyütse de aranır ya aslında.. yani madem o kadar büyüksünüz, madem sizinle çalışmak büyük zevk ve herkes sizden çok şey öğreniyor, "neden sürekli birileri sizi terk ediyor ve düzenli olarak iş başvuruları yağmıyor?" diye sorasım geliyor.

aslında iş ilanlarında bahsedilmeyen ama bahsedilse dürüstçe olacak olan bu:
  • üniversitelerin auto-cad, photoshop ve 3 boyutlu programların kullanımı teşvik edilen bölümlerinden mezun mimar, mühendis, profesör olabilir nasılsa hepsi söyleneni çiziyor olacak,
  • saat 9:00'da işte olacak, olmazsa tip tip bakarım ama 19:00'da o bana tip tip bakarsa baksın zaten ben 19:00'a kadar kalmam ki,
  • uykuyla çok arası olmayacak,
  • cumartesi kesin, pazar belki çalışacak,
  • güzel olacak, presentablo gibi olacak ama sevgilisi olmayacak,
  • politik görüşü varsa da benimkinden olacak,
  • çevresi geniş, sosyal ilişkileri kuvvetli ama dışarıda onlarla pek görüşmeyen bütün sosyal aktivitelerini ofis komünitesi içinde çözebilecek,
  • zengin bir aileden gelecek, farklı zevkleri olacak, diğer çalışanlardan daha x, y, z olacak beni şaşırtacak, yurt dışı görmüş olacak ama bu gibi zevkleri için parayı babasından almaya devam edecek,
  • hem genç hem tecrübeli olacak, kafası çok çalışacak ama kafası daha az çalışanlardan daha az bildiğini sanacak,
  • beni sevecek, esprilerime gülecek, kızdığımda bozulmayacak ama bazen ağlayacak ama istemediğimde de ağlamayacak,
  • erkek adaylar için askerliğini yapmış ya da bir şekilde muaf; kadın adaylar için çocuğunu doğurmuş, tercihan 20'li yaşlarda menopoza girmiş ve buhranlarını atlatmış mal aranıyor
not: adaylar, aldıkları eğitim, kullandıkları program, bildikleri dillere, zeka pırıltılarına göre işe alınırlar ama emeklerinin karşılığı bunlarla ölçülmez bizim kendi ölçü birimlerimiz var.

10 yorum:

aydan said...

Pınar bunu patronuma mail atmanı istiyorum

enola is gay said...

ver adresi atayım.

said...

coktukce cokesi gelen moralim!

Ruhsuz said...

kusursuz.

enola is gay said...

ya da cok kusurlu.

enola is gay said...

benim moralim de yerlerde.

Ruhsuz said...

ya da hep muhalif.

enola is gay said...

haha yok ya estafurla.
hemfikiriz nasi yansittigimiz farkli.

Ruhsuz said...

fikir aynası güzeldir =) dışındakini değil içindekini gösterir =) yansımalar..

iz said...

bunu paylaşabilir miyiz pınar?
telif hakkı falan da filan...