Jul 10, 2010

gözümüz açıldı gönlüm daraldı

geçtiğimiz 29 mayıs'ta karşılaştığım sahneyi ne zamandır anlatmak istiyordum ki daha üzerine ne sahneler gördüm.

29 mayıs istanbul'un fethi oluyor. saltanat, hilafet gibi kavramların hayranları olan bir grup genç yani anadolu gençlik derneği fetih kutlamaları sebebiyle inönü stadı'da etkinlikler düzenledi. bir grup diyorum ama türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütüymüş. öyleyse bitmişiz. neyse.

aynı gün inönü stadı'nın biraz ilerisinde maçka küçükçiftlik parkı'nda miller freshtival oldu. festivale giderken gördüğüm yaya ve otobüs kalabalığını aceleden anlamamışım, festival kalabalığı diye düşündüm.

en güzel sahne festival çıkışındaydı. son konserin bittiği zamanla, staddaki etkinliklerin bitişi aynıymış.

erbakan'ın geldiği ve haleflerinin de dadandığı etkinliğin çıkışına karışan bir grup zibidi genç garip bi sentez oluşturdu. çarşaflı kadınlar, türbanlı küçük kızlar, sakallı-şalvarlı abiler, onların sakalsız versiyonu minikler ve nasıl hem rahat görünür hem de şık olurum diyenler, jartiyerliler.. (buraya fotoğraf koyayım derken böyle bir şey gördüm) biz onlara "bunları görmüyoduk bir süredir" diye soyu tükendiğini sandığın bir türe bakarken onlar da "bizim fatih'te hiç böle bacılar yok" diye televizyonda tecrübe ettiği ve gerçek olduğunu öğrendiği bir türe bakıyorlardı.

ve aslında güzeldi. kimse kimseyi rahatsız etmedi. belki korkudan -çünkü iki taraf da çok kalabalıktı-, belki görgüden. ilginçti ama güzeldi. benim için bile atam. evet varlıklarından hoşlanmıyorum ama varsalar da gidip şehrin bir şehrinde kendi dünyalarını kurmalarındansa bu daha güzeldi. gece onları görmek güzeldi bi de. iki taraf da kendi hayatını yaşamış, eğlenmiş evine dönüyodu.

derken..

bir süre sonrasında da flotilla olayı patlak verdi. tam bir hafta önce de "bu ihh de ikinci deniz feneri" diye konuşurken zaten flotilla'nın gideceği, ne zaman gideceği belliymiş. cehalet kötü.

olaydan sonra herkesin milliyetçiliği, dinciliği, anti-israilciliği, anti-filistinciliği her şey ayyuka çıktı. muhafazakar dediklerinin radikale yakın dinci, sosyalist sandığının ulusalcı, fakir dediğinin zengin düşmanı vs gibi uçlarda olduğunu kaptın. önceden "ay yazık fazla dindar" dediğin, hiç politikaya girmesen mutlu mesut takıldığın insanlarla papaz olman gerekti. keza içlerindeki nefret dışa akmak zorundaydı.

"bu akp'ye kime oy veriyo ben anlamıyorum"cular anladı-m. fetih kutlamalarında erbakan görme heyecanıyla doluşan heyecanlı kitlenin daha çoğunun sinirle sokaklara aktığı, sorsan aslında hiç milliyetçi ve ulusalcı ya da dinci olmayanların da onları taklit ettiği bir dönem yaşandı. ama söz konusu olan bir türk gemisiydi. kabul edilemezdi. israil ilk defa bir gemiye izin vermiyordu. aman allahımdı.

o denklem zaten saçma, ben mi saçmalıyorum şakşakçılar mı değil konumuz.

mevzu şu aslında: ben tam "bence böyle iyiyiz." derken alt metinlerini görünce yine hemen göt oldum. aslında sevilmicek bişeyi seviyosam, hoşlanılmicak bişeyden hoşlanıyorsam hemen göt oluyorum. şuna muadil: birinden bahsediyorduk, herkes (sayıları on binleri bulan iki kişilerdi) onu ne kadar sevmediğinden bahsederken, ben aslında sevdiğimi söylüyordum. bu şahs-ı bahis iki gün sonra delirdi ve ben kimi sevip kimi sevmemem konusunda yine dersimi aldım. bu dinciler de böyle, sevmeye gelmiyor.

3 yorum:

Oneiric said...

Hepsine tamam ancak benim anlayamadığım bir nokta var, fetih kutlamak nedir ? Bizim gibi modern dünyaya ait olduğunu (!) iddia edip de böyle bir kutlama yapan başka bir memleket var mıdır ?

Tarihsel bir olgudur gurur duyarsın anlarım ancak kutlama nedir ?

enola is gay said...

yok zaten aslında kutlayanlar hiç de modern olduğunu iddia edenler değil. yine de istanbul'un fethini anma günü olarak da hatırlayabiliriz.* bir şehrin fetret devrinin başlangıcı olarak.

yok yae vazgeçtim topkapı sarayı var.

* çok gudik bi cümle oldu ama idare edicüüz.

Savaş Çalışkan said...

o la la.