May 11, 2010

twittering

öyle adamlar düşünün, televizyona çıkıyor olanı biteni anlatıyor. genel kültür, kültür sanat, sanat sepet, sepet politika, politika ne verdiyse.. iyi kanallarda, eli yüzü düzgün insanlar bunlar. ne hoş adam diyorsun. sanıyorsun ki bütün programı o yapıyor, kameraya bile o çekiyor. vay anasını diyorsun, ne başarılı, ne akıllı siyasetten kültür sanattan anlıyor.

ama özüne inmiyorsun. ne okumuş, boş zamanlarında ne konuşur, siyasetse konuştuğu siyaset dışı, kültürse dediği kültür dışı ne diyor bilemiyosun. hatta o kültürün neresinde bilemezsin çünkü görüş bildirmez, soruyu sorar, gündemi takip eder, gündem pek yaratmaz. alınca karşısına bir politikacı, bir yönetmen, bir sanatçı hele de senin sevdiğinse kanka sanıyorsun o adamı, bizdendir diyosun. bizdendir sanıyosun. sen ben gibi bir insan. iyi okullarda okudu, iyi müzikler dinler, arada senin ya da bi çok arkadaşının olduğu gibi bi farkı var sanıyosun.

öbür tarafta ama kanka olmayanı var, bi gazetede çıkıyo gazete yazıyo, zaten pek sevmezsin. ama işini iyi yapıyorsa kafası çalışıyordur diyosun. sanıyosun ki dönektir falan, seninle aynı şekilde büyümemiştir, olsundur varsındır. görüş bildirir ama işi gereğidir, siyasettir dediği işini bilir. zaten okumazsın da bilmezsin de ilgilenmezsin de..
bu ilk gruptaki adamlar senelerdir aslında ne demek istedi pek kimse sormadı. yaptığı işi iyi yapan temiz çocuklar olarak bilindi. antin kuntin konulardan başka konularda hiç özlerine inmediler. özel hayatlarından kendileri sen ben gibi bahsetmediler. sokakta el sallayanları, fotoğraf çektirmek isteyenleri, uzaktan bakıp tanıdığını belli edenleri oldu. ama popstar da değillerdi, imza günleri olmadı, albümleri yoktu ve satmadı, kitapları satmadı, dergileri satmadı, konserlerinde izdiham yaratan olmadı. sadece bilindiler bunu bildiler.
karikatüristler misal zaten hep kendiydi, komiklerdi hala komikler; zekilerdi hala zekiler. anlıyosun ki hep öyleler ama televizyon insanları, bi role bürünenleri ya da sadece işinden konuşan ayrı.

onlara ünlü olduklarını biz misal belli etmedik. aramızda uuu mirgün cabas mı onun adı evet güzel adam dedik ama sokakta görsek çaktırmadık. cüneyt özdemir hele nasıl da bişey sanardım yarebbi zamanında. izlerdim de. ama evimin önünden geçti burak kut'la bakmadım bile (nası bi dörtlüydü onu da anlamadım), coolluğumdan ödün vermedim. ama bişey sandığım için twitter'da takip ettim misal. sonra -burada şair kendinden metafor olarak bahsediyor- işte bu adamlar ilk defa ünlü olduklarını hissettiler. hayranlarımız varmış dediler. cüneyt özdemir ne yazmış diye okurdum twitter'dan. takip ettiğim gün ne yaptıysa hatırlamıyorum bu ne lan efektiyle bıraktım.

twitter bu adamların senin benim dilinde konuştuğu yer oldu ve hazır olmayan repliklerde ne kadar boşlarmış onu anlamanın da ötesinde bir saçmalık var ortada.

ünlü olmak bilim adamı olmak gibi bir hal aldı ve sanki kendi iq seviyelerindeki insanlar aralarında go oynuyorlar. onlardan olmayan manyaklar da yani halk da her seferinde bir hamle söyleyip gözlerine girmeye çalışıyor. bu adamlar da her seferinde daha bir şişiyor, önündeki oyuna bakıyor.

hele ahmet hakan. ben dincilikten entelliğe geçiş zamanını kaçırmışım zaten, bi baktım adam senden benden sosyal demokrat. okusan öyle sanarsın. dincileri sevmeyen ben zaten tümden varıp haz etmeyebilirdim ve etmeyebildim. yine de akıllı bi adam sanardım. zaten varlığını bile unutmuşum.
bu insanlar interneti sen ben gibi kullanmadılar. muhtemelen çok da kullanmadılar. mail alıp vermeye belki 2 sene önce başladılar. download yabmadılar. dnr'da ne varsa izlediler. sinemaya gittiler. blog yazmadılar. bizim gibi kamusal saçmalamadılar. eli yüzü düzgün adamlardı. ortalama eğitim, bizden bi kuşak büyükler, bizim gibi internetle büyümediler. bizim gibi her komünite sitesine ilk gününden atlamadılar, zaten muhtemelen bilmediler. ilk defa gizlenmediler ama zaten twitter'a da kaç sene sonra hücum ettiler. taksiden, iki lokma arasından, canlı yayından, meclisten iphone, blackberryleriyle..

bu da onlara gelsin. hep kullanmak istedim.

twitter'da ilk defa büyü bozuldu. sevmediğin ama akıllı sandığın, çok akıllı olmasa da biliyor sandığın kralların çıplak kaldığı yer twitter. ama büyünün bozulduğunu anlamıyolar. çünkü hala bir grup insan hala oyunlarını izlemek için etraflarında toplanıp, arada laf yetiştirmeye devam ediyor. o grup insan niye anlamıyo işte ben ordayım. benim açımdan bakınca bi çok arkadaşımdan daha salak, daha cahil olduğunu bildim çoğunun. ferzan özpetek'le ikili çalıma giren adamın senden daha üstün bir film kültürü var sanıyor olmaya devam etmek isterdim. boş oluşunun yanısıra o kadar da naif olup lisede dinlediğimiz müziğe hayran olmasaydı keşke.

naif sandıklarının şımarık, kültürlü sandıklarının kro, olgun sandıklarının ergenlikte olduğunu bildiğin başka bi yer var mı bildiğin?

iclal aydın küçük değildir ahmet hakan aslında tek demek istediğim, yoksa bu adamların follower sayılarıyla mastürbasyon yapıyor olmaları değil. mi ki?

sandıkta batsınlar.

13 yorum:

Sedat Bayrak said...

Tam bunları demek istiyordum ben de.

enola is gay said...

o zaman bu zaman: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=twitterdaki+ünlüleri+takip+etmeyelim+kampanyası

=)

Bijou said...

Hay her bir beyin hücrenle çok yaşa sen! :) Aynen de budur!

Bijou said...
This comment has been removed by the author.
enola is gay said...

yae en güzeli yalnız olmamak mı yoksa şu kadar uzun yazıp okunmak mı yoksa şu kadar uzun yazıp anlaşılmak mı bilmiyorum.

hebisine mutlu oldum. teşekkür.

Konfigürasyon Mühendisi said...

Ne denilebilir ki, hele kısa bir süre önce aynı mesele üzerine ben bir şeyler karalamışken.

İki seçenek var önümüzde aslında, ya onların aklımıza yerleşmiş imajlarının zedelenmesine izin vermeyip sadece gazete köşelerinden, dergilerden vs. takip edeceğiz, ya da onların da sokakta suratına bakmadığımız birer insan evladı olduğunu anlayıncaya dek hayatlarını didik didik edeceğiz.

O zaman da kimsenin ünü kalmaz değil mi? :)

Bu arada(yorumlar kısmına link bırakanlardan pek hazzetmesem de) "Okur-Yazar İlişkisi Üzerine" başlığı altında benim karaladıklarım da burada:
http://configurationengineer.blogspot.com/2010/04/okur-yazar-iliskisi.html

Blogu da sevdim, takip etmekte fayda var :)

enola is gay said...

ya aslında izlediğimden takip ettiğimden de değildi, ama bilirdim ve uzaktım belki de o yüzden iyi bilirdim. şimdi de özel hayatından da bişe anlamıyosun. ne boşmuş onu anlıosun yoksa hani çözüor olduğumuz içi değil de dışı olsaydı yine biraz farklı olabilirdi.

teşekküringen, o yazıyı okuyayım ben de bi orasını sonra konuşalım.

gizem said...

bazı takip ettiğim internet kişilerinin, özellikle yarı ünlülerin ahmet hakan'ı takip ettiğini görünce afallıyorum.

kendisi sanırım hürriyet'te köşe yazıyor ve bir de programı var, onun dışında dikkate değer ne söyler aklım basmıyor. üşenip yazdıklarını okuyacak kadar çekmiyor insanı.

kendimi aklamak vs. için yazmıyorum ama dünün Nazlı Ilıcak'ını, Ahmet Hakan gibi magazincisini (twitter'ından öyle bi izlenim ediniyorum) takip etmek insana ne katar?

ana akım medya ne zaman bu kadar ilgi çekici oldu? anlayamıyorum.

Anonymous said...

http://twitter.com/ahmetwc

enola is gay said...

ahmet hakan bence insanlara yamaşıyo ondan oluyo öyle.

ahmetwc de iyiymiş, onun tuvaleti olsa yeriymiş zaten.

keşke ahmet hakan her gün bi tane seçip hc'ye geri kalanını wc'ye yazsa, anlamlı olur.

voodoo girl said...

müsadenizle görseli çalıyorum. saygılar.

enola is gay said...

benm değil zaten, buyrun tabin.
ama sanatçısına saygı linki koyulmalı zannımca.

voodoo girl said...

baktım da lafa anonim diyor kendisi. ama görsel için hakkını vermek lazım bittabi.