Showing posts with label cok fena taraf tutarim. Show all posts
Showing posts with label cok fena taraf tutarim. Show all posts

Jul 11, 2009

hasankeyf

havalar dinsin ilk is hasankeyf'e gitmek olsun. bu hukumetin beceriksizligi ve politik hafizam bana "korkma bana hicbirsey olmayacak" demekte. varsin desin.

bahsettigim sudur ki, vakti zamaninin enerji bakani cumhur ersumer de "nukleer santral"e takikti, asikti, planktondu, gozu baska birsey gormuyordu. ve soyle talihsiz bir aciklama yabmisti "beni bu noktadan sonra bi allah durdurur." sen misin oyle diyen, allah cok takdir ettigim bir hareketle doganin, greenpeace'in ve benim intikamimi fena aldi, kendisini beyaz bir enerjiyle durdurdu. kendisi su an cobalt 30 yiyor bir yerlerde. amin diyelim madem bi kere allahi karistirdik artik beis duymaya gerek yok.

simdiki zamanin sozde cevre bakani da, anlamadigim zaten neden kendini enerji bakani saniyor da tum enerjisini cevreyi mahvetmeye adiyor, neyse, veysel eroglu hasankeyf'e kredi verecek olan avrupai firmalar turkiye o 153 tane insani, cevresel ve ekonomik sarti yerine getiremedigi icin krediyi vermekten vazgecti. bakan zaten bu tamamlayamayisi onceden kestirdiginden kendimiz yabariz yahu diyordu, kredi gidince kendini onayladi evet yapariz diyor. bu beyefendinin hisim hasim akraba vs. varsa soylesin, belli bi noktadan sonra allah fena durduruyor. daha once durdurmadiklarinin intikamini da aliyo diyelim elestiriler gelmeden gitsin.

bu beyefendi bence barajin olmayacaginin farkinda ama kendine biz kaybettik cevre kazandi demeyi yediremediginden israrli bir bicimde devam ediyor, zaten onumuzdeki secimlerde o koltuktan kosarak kendisi kacmak isteyecek. yabamadi olmasin yabtirilmadi olsun diye. o baraji biri yabarsa da yabacak olan sen degilsin eloglu!

bu bakanligin muadili bir de ulastirma ve haberlestirme ya da adi her neyse bakanligin, onun bakani var. ona da ayri hayranim.

insanin kendinden daha az kapasiteli adamlar tarafindan yonetilmesi cok sinir bozucu atam. meclis olur ofis olur okul olur.. anladin sen beni.

Mar 29, 2009

öss zamanı, kaç kişinin gireceğini öğrenip, kontenjanları da önüme alıp, aklımdaki bütün adayları da eleyip kaçıncı olacağımı falan hesaplayıp sonra da onların mimarlık istemeyenlerini de ekleyip sınav sonucunu öngörmeye çalışırdım. bunun yerine çalışsam bi kaç kişi daha atlayacağım kesindi tabi.

sonrasında da oyları saydım. rabbime de sordum kemal kılıçdaroğlu dedi. bu da böle biline.

Mar 28, 2009

oscar goes to..

giriş

bilemedim

gelişme

spoiler içerir.

başla

slumdog millionaire'in genel geçer olarak hayran olunan, o masalsı mantık hata -da demek istemiyorum aslında- larının görmezden gelindiği bir film olduğunu düşünüyodum ama buttons button'la bir rekabet söz konusuymuş. dünya ikiye ayrılmış sanırım. ben slumdog tarafına düşmek durumunda kaldım.

öğretim yılı 2005-2006. akira kurosawa'nın yazdığı "the sea is watching"de esas hayat kadını filmde iki kere eşit derecede aşık olduğundan beni şaşırtmıştı. o an düşünmüştüm filmlerde herkeste tek bi aşk var diye, hayatının ikinci baharındayken hayatının ilk baharındaki ölen karısından bahsetmiyorum tabii ki . çünkü yönetmen de bahsetmiyo,
"o başka bişey" diyo. misal "cashback"de çocuk filme aşık diye giriyo ama sonradan önceki önemsiz hale geliyo ve aşk pınar mantalitesinde ilerliyo, "o bi kere olur!"

benjamin button da bu konudan kaybetmiş diorum, ilk kadınla ilişkisi de eşdeğermiş gibi yer buluyo, sen ben olmadığını bilsek de. zaten başlarına ne geleceğini bilmeden yaptığı hareketle de beni benden aldı. o bağlamda filmi tutmadım. zaten sonunda o söylemek istemediğim hale geleceğini ben öngörmediydim, gelince de masalda mantık aramadım. ama o nerden biliyo. orası da olmamış. sean penn o kadar adamı öpmek zorunda kalmasaymış da brad pitt'e ödül verilseymiş bi yerlerde olurmuş. ama en iyi film de olmazmış zaten.

sean penn'in oyunculuğuna 10 sene önce belki özentiliğimden hayrandım, 10 sene sonra da hayran olabilirim o ayrı, ama zaten gay ve soykırımdan bahsedenin oscar almadığı pek olmuyo.

Mar 27, 2009

seçim öncesi tarifem politikcell

zilyon tane insan evladı, insan çocuğu ve insan bebeği yeniyıldan önce yeni kanunu hışmına uğramamak için sigortalanır, baban naif bir milletvekili de sana bırakacak bir gemiciği bile yok iken; sen yurdun diğer insanları gibi çocuklarını sigortalamak istemez miydin? deden eski milletvekili olsa nolucak sen 50 yaşına geldiğinde? rte'nin bundan sonraki yedi kuşağı doyaracak kadar serveti olmuştur heralde.

yemeyen milletvekilinin çocuğunun derdi devletin ona ödeyeceği sigorta primindedir. sırtına yaslanılmayan dedenin torunları sigortalı işçidir.

halk içinde bu kadar temiz yüzlüsünü görseydim ben halk derdim. o bizden biraz yüksekte.

demiyorum ki çocuğu ayrı babası ayrı torunu apayrı. ama öyle de düşünmüyorum. misal oğlun birini öldürürse, senin suçu örtbas etmen de katillikle eşdeğerdir.

demişken



soldaki amca da buna benziyo, özellikle screenshot alınan anlardaki tavırlar bakımından, sağdaki amcayı kırmaya elim gitmedi.